Tuğba cinayeti bir kez daha düşündürüyor: Kadınlar neden korunamıyor?

Almanya’da kadın cinayetleri nasıl önlenebilir? Ingolstadt’ta eski eşi tarafından öldürülen Tuğba P.’nin defalarca şikâyette bulunmasına rağmen korunamaması, elektronik kelepçe ve koruma kararlarının etkin uygulanması gibi önlemleri yeniden gündeme getirdi.

Almanya'da
Kadınlar korunmayı değil, güvende olmayı hak ediyor

Almanya’nın Ingolstadt kentinde 45 yaşındaki Tuğba P.’nin eski eşi tarafından öldürülmesi, yalnızca bir cinayet davası olarak değerlendirilemez. Bu olay, şiddet gören kadınların korunması, yetkili kurumların sorumluluğu ve olası cinayetlerin önlenmesi konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor.

Eski eşi Bülent K. tarafından 5 Aralık 2025’te bıçaklanarak öldürülen Tuğba P.’nin daha önce defalarca şikâyette bulunduğu, tehdit ve şiddet olayları nedeniyle hakkında koruma kararları alındığı mahkeme sürecinde gündeme geldi. Buna rağmen genç kadının hayatı kurtarılamadı.

Ingolstadt Eyalet Mahkemesi, sanığı müebbet hapis cezasına çarptırdı ve suçun özel ağırlığına hükmetti. Verilen ceza, işlenen suçun ağırlığını ortaya koyuyor. Ancak kararın ardından asıl sorulması gereken, Tuğba’nın ölümünden önce neden yeterince korunamadığıdır.

Şikâyetler neden önleyici tedbirlere dönüşmedi?

Şiddete maruz kalan bir kadın polise başvuruyor, tehditleri bildiriyor ve korunmak istiyorsa, bu başvurular yalnızca dosyalara kaydedilen işlemler olarak kalmamalıdır. Özellikle tekrarlanan tehditler, fiziksel saldırılar ve koruma kararlarının ihlali, riskin yeniden ve dikkatle değerlendirilmesini gerektirir.

Tuğba P. olayında kamuoyunun yanıt beklediği soru da budur: Daha önceki şikâyetler ve alınan koruma kararları, olası bir cinayeti önlemek için yeterli biçimde değerlendirildi mi?

Savcılık, soruşturmaların mevcut delillere göre yürütüldüğünü ve adli makamların ihmali bulunduğunun görülmediğini açıkladı. Dolayısıyla herhangi bir kurumun hukuki sorumluluğu konusunda kesin bir yargıya varmadan önce olayın bütün ayrıntılarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Ancak hukuki sorumluluğun ayrıca incelenmesi gerektiği gerçeği, sistemin işleyişinin sorgulanmasına engel değildir. Bir kadın defalarca yardım istemişse, alınan önlemlerin neden sonuç vermediği de açıklığa kavuşturulmalıdır.

Elektronik kelepçe neden gündeme gelmedi?

Tuğba cinayetiyle ilgili en önemli sorulardan biri de elektronik kelepçe uygulamasıdır. Hakkında koruma kararları bulunan ve eski eşini tehdit ettiği belirtilen bir kişi, mağdura yaklaşmaması için elektronik olarak izlenebilir miydi?

Elektronik kelepçe, tek başına bütün cinayetleri önleyecek bir çözüm değildir. Ancak yüksek riskli olaylarda, belirlenen yaklaşma mesafesinin ihlal edilmesi durumunda yetkililerin daha erken haberdar olmasını sağlayabilir. Mağdura da uyarı verilmesi, tehlike anında müdahale için zaman kazandırabilir.

Burada önemli bir ayrım var: Tuğba’nın öldürüldüğü Aralık 2025’te, aile mahkemelerinin elektronik kelepçeyi ülke genelinde bu amaçla kullanmasına yönelik yeni yasal düzenleme henüz yürürlükte değildi. Almanya’da elektronik izlemeyi aile içi şiddet vakalarında daha kapsamlı biçimde mümkün kılacak düzenlemenin 1 Temmuz 2027’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Bavyera’da ise polisin mevcut eyalet mevzuatı çerçevesinde elektronik kelepçeye başvurma imkânı bulunuyor.

Bu nedenle Tuğba’nın dosyasında neden elektronik kelepçe kullanılmadığı, ancak olayın ayrıntıları ve ilgili makamların açıklamaları incelenerek yanıtlanabilir. Bununla birlikte, yüksek riskli vakalarda bu tür koruma yöntemlerinin ne zaman ve hangi koşullarda devreye sokulması gerektiği açık biçimde belirlenmelidir.

Almanya’da kadın cinayetlerinin boyutu

Almanya Federal Kriminal Dairesinin (BKA) 2024 yılı verileri, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.

2024 yılında Almanya’da 132 kadın, mevcut veya eski eşi ya da partneri tarafından öldürüldü. Aynı yıl kadınlar ve kız çocukları arasında öldürme suçlarının tamamlanmış ve teşebbüs aşamasında kalan biçimleri de dikkate alındığında, şiddetin boyutunun çok daha geniş olduğu görülüyor.

BKA verilerine göre 2024 yılında toplam 308 kadın ve kız çocuğu öldürüldü. Bu sayı, bütün vakaların doğrudan kadın cinayeti ya da femisid olarak sınıflandırılabileceği anlamına gelmiyor; Almanya’da bu suçlar için kullanılan istatistiksel tanımlar arasında farklılıklar bulunuyor.

Bu rakamların her biri, bir insanın hayatını kaybetmesi ve geride bir ailenin kalması demek. Üstelik kadın cinayetleri çoğu zaman bir anda ortaya çıkmıyor. Tehditler, takip, şiddet ve koruma kararlarının ihlali, bazı olaylarda cinayetten önce görülebilen tehlike işaretleri olarak karşımıza çıkıyor.

Koruma kararları kâğıt üzerinde kalmamalı

Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca saldırıdan sonra verilen cezalarla sınırlı kalamaz. Asıl hedef, cinayet işlenmeden önce tehlikeyi belirlemek ve kadının hayatını korumaktır.

Bunun için tekrarlanan şikâyetlerde risk değerlendirmelerinin güncellenmesi, polis ve yargı arasındaki bilgi akışının güçlendirilmesi, koruma kararlarının ihlal edilmesinin ciddiyetle ele alınması ve gerektiğinde elektronik izleme gibi önlemlerin değerlendirilmesi gerekiyor.

Şiddet uyguladığı belirtilen kişinin yeniden saldırma ihtimali varsa, yalnızca verdiği sözlere güvenmek yeterli olmayabilir. Her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi, mağdurun güvenliğinin öncelikli tutulması ve kurumlar arasında etkili bir iş birliği kurulması büyük önem taşıyor.

Tuğba’nın ardından sorulması gereken soru yalnızca katilin kaç yıl cezaevinde kalacağı değil, bir sonraki kadının öldürülmesini önlemek için bugün ne yapılacağıdır.

Bir sonraki Tuğba yaşanmadan

Tuğba P. cinayetinde mahkeme kararını verdi. Sanık, işlediği suç nedeniyle ağır bir cezaya çarptırıldı. Fakat hiçbir ceza, öldürülen bir kadını hayata döndüremez; çocuklarının annesini, bir ailenin de yakınını geri getiremez.

Bu nedenle asıl başarı, cinayet sonrasında verilen cezanın ağırlığıyla değil, cinayetlerin önlenmesiyle ölçülmelidir.

Bir kadın defalarca yardım istiyorsa, devletin görevi yalnızca başvuruları kayda geçirmek değil, onu koruyacak etkili önlemleri zamanında almaktır. Koruma kararları uygulanmıyor, tehditler devam ediyor ve tehlike büyüyorsa sistem yeniden gözden geçirilmelidir.

Tuğba’nın ardından sorulması gereken soru yalnızca katilin kaç yıl cezaevinde kalacağı değil, bir sonraki kadının öldürülmesini önlemek için bugün ne yapılacağıdır.

Mustafa Akbaba

BENZER HABERLER
- Advertisment -

EN ÇOK OKUNANLAR